Ah evde değilAh evde değil, evde değilVallahi gönlümün ceylanı evde değilDostlar, yârenler, beni ayıplamayınVallahi gönlümün ceylanını götürdüler verdiler yaşlı bir adamaAh evde değil, evde değilVallahi gönlümün ceylanı evde değilYıkadılar onu, çektiler sürmeyi o güzel gözlereVallahi gönlümün ceylanını götürdüler verdiler yaşlı bir adamaAh götürdüler, vallahi gönlümün ceylanını götürdülerO güzel gözlerine sürme çektilerKara ardıç ağacının altında, yaşlı adamın kapısının önünde attan indirdilerAh evde değil, evde değilVallahi gönlümün ceylanı evde değilDostlar, yârenler, beni ayıplamayınVallahi gönlümün ceylanını götürdüler verdiler yaşlı bir adamaAh götürdüler, vallahi gönlümün ceylanını götürdülerYüzünü gözünü boyadılar, süsledilerGünahı bu devrin, bu zamanın imamının/imamlarının müftüsünün/müftülerinin boynunaOn banknot para, bir çift çorap içinDedi ki ondört yaşında kızcağızın nikahıYetmişlik, seksenlik ihtiyara helaldirAh evde değil, evde değilVallahi gönlümün ceylanı evde değilDostlar, yârenler, beni ayıplamayınVallahi gönlümün ceylanını götürdüler verdiler yaşlı bir adamaVallahi evde değil, evde değilAh evde değil, evde değilVallahi gönlümün ceylanı evde değil